İSLAMİYET  TUZAKLARDAN  KURTULAMIYOR

Atilla Sezener

23-11-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Yazının başlığını iddialı bulabilirsiniz; ama bende iddialıyım.

İslam dininin ortaya çıkmasından sonra, dünyada en büyük şoku Katolik dünyası yaşadı. İlk andan itibaren ve halen günümüzde İslamiyet’i din olarak, Hz. Muhammed’i peygamber olarak ve Kuran’ı Tanrı tarafından gönderilmiş kitap olarak tanımadılar. Meraklısına sebebini yazayım. Bizim peygamber olarak tanıdığımız Hz. İsa, onlarda Tanrı’nın oğludur. Yani küçük Allah’tır. Allah’tan sonra bir peygamberin gelmesini içlerine sindirmeleri, kabul etmeleri asla mümkün olmadığından ilk günden itibaren ellerinden geleni yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

İlk olarak organize şekilde 1096-1272 arasında 9 (dokuz)Haçlı seferi yaptılar. 196 yıl boyunca İslamiyet’i yok etmek için yapılan bu savaşların nedeni şuydu: Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papanın isteği ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Orta Doğu Toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlarla netice alma ihtirasıdır.

Papanın İslamlara karşı savaşan şövalyeler ve diğerleri için Cennet’e gitme sözü, Cennette hurilerle oynaşma masalı ki bu çirkinliği bazı dinleri anlatan dangalak dinciler de sıkça kullanır. Cennet genelev değildir.

Neden sadece Katolikler?. Cevap vereyim: Bugün Dünyada Hristiyan kulübünün en çok üyesi Protestanlardır. Protestanlık, Hristiyanlığın üç ana mezhebinden biridir. 16.yüzyılda Martin Luther ve Jean Calvin’in öncülüğünde Katolik Kilisesine ve Papanın otoritesine karşı girişilen Reform Hareketinin sonunda doğmuştur ( 1529 ). Yani Haçlı seferleri döneminde bu mezhep yoktu. Ortodoksluk daha karışık merhaleler geçirdiğinden ondan bahsetmeyeceğim. Onun için baş rolde hep Katolikler olmuştur.

Haçlı seferleri şu sonuçları doğurdu:

  • İSLAMİYETİ KILIÇLA, TOPLA, TÜFEKLE VE KISACA SAVAŞLA ORTADAN KALDIRMAK ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.
  • KUTSAL ŞEHİR KUDÜS, SADECE HRİSTİYANLARIN KUTSAL ŞEHRİ OLARAK KALAMAZ VE OLAMAZ.

İşte bu noktadan sonra Hristiyan düşünürleri ve planlayıcılarına başka görevler verildi. “İslam savaşla ortadan kalkmadığına göre, ona zarar verecek ve onu geri bırakacak başka yollar aranmalıydı. “

Bulundu da. Büyük bir kesimin saflığı, cahilliği ve fakirliği ahlaksızca kullanıldı. Özellikle Arapça öğrenen hain Hristiyan din adamları, İmam rolüne bürünerek ellerinde kara kaplı kitap dedikleri ve kendi uydurdukları kitaplarla afyonlarını kustular. İslam dünyasını pasifize etmek istediler. Bir çok yerde başarılı da oldular. Örneğin Pazartesi yola çıkılmaz- Salı çamaşır yıkanmaz- Evde radyo ve televizyon dinlemek günahtır ,VS. gibi. Hayatın her anında birçok bölgeyi uyuttular. (Aslında her gün her şey yapılır. Hiçbir gün diğerinden üstün değildir.) Şu anda bile bunların etkilerini sayısız yerde değişik şekilde görmek mümkündür. Bunlar oldukça küçük tuzaklardır.

Asıl büyük olanı şudur: “ BU DÜNYA GEÇİCİDİR; SİZ ASIL ÖTEKİ DÜNYAYA GÖRE YAŞAYIN”. Bugün en büyük eczanede satılan 12.000 (on iki bin) çeşit ilacın hiçbiri Müslümanların icadı değilse, bugün dünya medeniyetine her gün katkı sağlayan bilgisayardan uçağa, cep telefonundan otomobile kadar 8.000 (sekiz bin) adedi geçen icatlarda Müslüman buluşu yoksa, sebep işte yukardaki uyutmadır. Bir başka yanlış yönlendirme ise, tesadüflerle kaderi tamamen karıştırmadır. Mesela çürük ve fenne uygun olmayan bir bina yanıp veya yıkılıyor. Burada birileri ölüyor. Dini tamamen yanlış kavrayan biri “Bu canları Allah verdi; Allah aldı,” diye akıl tutulması örneği veriyor. Allah o canı almadı. Senin gibi geri zekalı olayı tersinden değerlendirdi o kadar. Üstelik bu yorumu yapan düpedüz Allah’a hakaret ediyor.

İyi niyetli ve saf olmak, aptallığı ortadan kaldırmaz. Allah’ı kavramamanın ve yanlış değerlendirmenin mazereti yoktur.

Nüfus kağıdında din hanesine Müslüman yazılması, o kimseye Cennet pasaportu verilmesi anlamına gelmez. Bu dünyada insan gibi tüm görevlerini yerini getirmeyen akılla ve bilimle bütünleşmeyen ve üretici olmayanın nereye gideceğini ancak Yaratıcı bilir. ?.

Kimse dini suçlamasın. Dinciyi ve yerine göre dindarı suçlasın. Bu gerçeğin sadece bir yanı. Daha araştırılıp ortaya çıkarılacak tonla başka konular var. Sadece birini yazayım. Her ikisi de bir İslam ülkesi olan İran ile Irak 1980-1988 yılları arasında ne diye savaştılar, kimlerin tuzağına düştüler, savaşı ikisi de kazanamadığına göre bundan kimler yararlandı ? Bu araştırma bile başlı başına bir çok gerçeği önünüze koyar.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - İSLAMİYET  TUZAKLARDAN  KURTULAMIYOR
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları