poyrazoğlu otomotiv

LAİKLİK NEDİR?

Atilla Sezener

07-09-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Önce 1990 da yazdığım bir köşe yazısını bir kez daha tekrarlayayım:

“Türkiye’de sürekli gündemde kalan laiklik, daha yıllarca tartışmasını koruyacağa benzer.

Laikliğin yasalarda hiçbir tarifi olmadığı için, tutucu kesimlerin kolay hedefi haline geldiğini kabul etmemiz gerekiyor. Ulema sınıfından Diyanet Başkanlarına, politikacılardan bir kısım basına kadar “Laikliğin madem ki tarifi yok, o zaman Atatürkçülerin uydurduğu bir safsatadır. İşin doğrusu şeriattır” demelerini saptamakta zorluk çekmiyoruz.

Hele bir kısım yarı aydının, laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır şeklindeki son derece yanlış bir yargıya varmaları olayı açmaza götürmektedir.

Bu durumda bir kısım yönetici ortaya çıkar, devlet laiktir, insan laik değildir gibi son derece garip ve çarpık bir yargıyı ortaya koyar.

Marksistler de laikliğe karşı çıkmışlardır. İslamiyet’in siyasal ve toplumsal hayatı düzenleyen totaliter din olduğunu, onun için İslam ülkelerinde laiklik olamayacağını ileri sürmüşlerdir.

Bunlar tamamen yanlıştır. “Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması laikliğin ne olduğunu değil, nasıl sağlanacağını gösterir.” Ayrıca Batıda dini otoriteyi temsil eden Katolik kilisesi ile Dünyevi otoriteyi temsil eden kralların yıllarca yaptıkları savaşların sonunda vardıkları anlaşmadır.

Yine buna göre hüküm verenler, Türkiye’de Katolik kilisesi gibi bağımsız bir hiyerarşik bir din örgütü olmadığı için, din ve devlet işlerinin ayrılması anlaşması yapılamayacağı ve sonuçta laikliğe ulaşılamayacağı yanılgısına düşmüşlerdir.

Öyleyse nedir laiklik?. LAİKLİK İNSAN AKLININ ÖZGÜRLEŞMESİDİR.

İnsan düşüncesinin, fikrinin, kültürünün, ön yargılardan, bilime aykırı safsatalardan, doğmalardan, bağnazlıktan arındırılmasıdır. Ümmetin isimsiz bir parçası olmaktan çıkıp, taba ”uyruk” olmaktan çıkıp, insanın şahsiyet ve onur kazanmasıdır. Bilimin ve tecrübenin yaşama egemen olmasıdır. Çok yönlü fikirleri tartışabilmektir. Giderek siyasal yapının demokratik hale gelmesidir. Aynı zamanda toplumun özgürleşmesi, her olayda bir çok seçeneği tercih hakkına sahip olabilmesidir. Yeniliklere, buluşlara açılmadır. İnsan olmanın, çağdaş olmanın baş koşuludur. Dine ve dinlere saygının en etkin yoludur. Kültürün devingen, dinamik bir yapıya ulaşmasıdır.

Laiklik din düşmanlığı diyenler, sadece akıldan zoru olanlardır.

Laikliği terazinin bir kefesine, Cumhuriyet döneminde yapılan tüm devrimleri diğer kefesine koyarsanız, laiklik ağır çeker. Laiklik olmazsa diğer hiçbir devrimi asla yapamazsınız. Demokrat da olamazsınız. Çoğulcu partiler ise rüya olur.

Laiklik, sömürülen, ezilen azgelişmiş ülkelerin uygarlaşma yolunda en etkin şanslarıdır.

Bir insan ham laik hem dindar olabilir. İslam ülkeleri laik olamaz demek, onların çağdaşlaşma şansları yok, özgür tartışma, yaratma, çağdaş dünyaya katkıda bulunma yolları kapalı demektir. Bu ise kültürel ırkçılık değil de nedir?.”

NOTUMUZ: Bu yazı bana en iyi yazar ödülü getirdi. Şimdi bir kere daha okursunuz sanırım.

Laikliği dünyaya 1905 de yasalarıyla Fransa öğretti. Kavramanın ve uygulamanın çok zor olduğu ortada. Türkiye’de yüzde 80 kişinin laikliği tam anladığına kesin olarak inanmıyorum.

Laik ülkede zorunlu din ders olmaz. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi birçok bakanlıktan fazla bütçesi ve istihdamı olan kuruluş olmaz, din adamlarını devlet maaşa bağlamaz, sadece Sünni bilgilerin verildiği eğitim olmaz, devlet din adamı yetiştirmez, cemevleri görmezlikten gelinemez. Daha birçok çarpıklık sergilenmez.

Kimse başını kuma gömmesin. Bizdekinin adına çakma laiklik denir Konumu ne olursa olsun, laikliği kavrayamayan herkes acınacak durumdadır ve ot gibi dünyadan habersiz yaşamaktadır..

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - LAİKLİK NEDİR?
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları