SU + 40

Atilla Sezener

26-10-2020
Bize yazmak için tıklayınız.

Yazının ne anlama geldiğini anlatmadan önce, su ile ilgili temel üç gerçeği hatırlamamız da yarar var:

1-İnsan kanının ortalama %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur.

2-Dünyanın yüzeyinin %80’i sularla kaplıdır.

3-Yeryüzündeki suların ancak % de biri içilebilir niteliktedir.

Suyun ne olup olmadığını anlatmaya elbette gerek yok ama, önemini bir kez daha düşünsek iyi olur.

*

İkinci olarak, önemli tıp otoritelerinin önümüze koyduğu su ile ilgili çarpıcı bazı bilgileri görelim: Vücut su kıtlığı çektiğinde:

-Kandaki suyu kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığı olur.

-Omurlardaki suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı hastalığı olur.

-Kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut-artrit gibi romatizmal hastalıklar olur.

-Akciğerdeki suyu kullanırsa, astım hastalığına yakalanırsınız.

-Pankreastaki suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalanırsınız.

-Midedeki suyu kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırsınız.

-Bağırsaktaki suyu kullanırsa, kabızlık meydana gelir ve kolon kanseri olabilir.

-Hücrelerdeki su eksikliği artarsa, beyin hücreye oksijen göndermeyi keser ve oksijen eksikliği ile beraber kanserleşme başlayabilir.

ARKADAŞ HASTA DEĞİL, SUSUZSUN!

*

PEKİ SU İÇMENİN DOĞRU ZAMANLAMASI NEDİR?

-İki bardak su, uyandıktan sonra-iç organları uyandırır.

-Bir bardak su-yemeklerden 30 dakika önce- sindirime yardımcı olur.

-Bir bardak su- banyodan önce- tansiyona yardımcı olur.

-Bir bardak su- uykudan önce- kalp krizinden, inmeden korur.

*

Suyun önemini kavramayan ve küçümseyen herkes, bunun mutlaka bedelini öder. Su ile ilgili birkaç erdemli söz:

-İNSANLAR SUYA DÜŞTÜKLERİ İÇİN DEĞİL, SUDAN ÇIKAMADIKLARI İÇİN BOĞULURLAR.

-SU ATEŞE GALİPTİR AMA BİR KABA GİRERSE ATEŞ ONU KAYNATIP YOK EDER.

-SU HERŞEYİ TEMİZLER AMA, YALNIZ YÜZ KARASINI TEMİZLEYEMEZ.

*

Gelelim yazının başlığındaki 40’ın anlamına.

Ülkemizde hemen her yurttaşımızın beslenmeyle yakından ilgisi vardır. Bunu kolayca yakalayan çeşitli uzmanlar, televizyonlarda gazetelerde sayısız konuşmalar ve yazılarla ortalığı birbirine katmışlardır. Milletin, birbiriyle tamamen çelişen öneri ve bilgilerden başı dönmüştür. Birinin kara dediğine diğeri ak diyor. Fakat hepsinin ortada buluştuğu nokta, lokmaların çiğnenmesidir.

Sindirim aslında ağızda başlar. Ama ülkemizde çoğu kez midede başlar. Sanki yemeği önümüzden kaçırıyorlarmış gibi, birkaç çiğnemeyle yutarız. Bunun sonucu midenin ve bağırsakların yükü çekip, yorulmalarıdır.

Akla yakın öneri gerçekten şudur: lokmaları hemen yutmayın. En az 40 kez çiğneyin. Böylece daha az yersiniz ve obeziteden uzaklaşırsınız.

Peki bana dönüp “Tamam arkadaş sen bunu uyguluyor musun ?” derseniz, size klasik atasözünü söylerim. “İmamın dediğini dinleyin: gittiği yerden gitmeyin.” Derim.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - SU + 40
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları