gökçe pen çalışma renotek çalışma

GENÇLERİ  KAVRAMA  ZORLUĞU

Atilla Sezener

18-01-2021
Bize yazmak için tıklayınız.

Önce bütün dünyada kabul gören bilimsel saptamayla işe başlayalım: “Değişik ülkelerde bazı farklılıklar olsa da genelde, gençlik yaşı çağını 10-11 yaşında başlayıp 26-27 yaşlarına kadar sürdürenler yanında, bunu 15-23 arası kabul edenler de oldukça fazladır.”

“ Kızlarda 10-12 ve erkeklerde 12-14 arası buluğ çağı kabul edilir. Ardından gelen erişkinlik dönemi kızlarda 18, erkeklerde 20 yaştan sonra biter.

Hızlı büyüme ve cinsel uyanışın olduğu 12-15 yaş arası ergenlik, olumsuz davranışların ve tepkilerin yoğun olduğu evredir.

15-17 yaş arası çekingenlik ve güvensizliğin en belirgin yaşandığı dönemdir.

17-21 yaşlar arası kendine güven, caka ve gösterişin ağır bastığı delikanlılık dönemidir.

21-25 arası ise uzamış gençlik ya da yüksek öğrenim gençliği olarak tanımlanır.”

Bütün bu süreçler gencin içinde yaşadığı doğal ve kültürel çevrenin etkisi altında oluşur.

Bedensel gelişme ve değişmenin ağırlıklı olduğu bu dönemler, içinde yaşanılan doğal çevre, toplumsal, ekonomik, kültürel etkenlerin altında farklılık gösterir.

Genetik yapının yanı sıra gencin içinde yaşadığı çevrenin zeka gelişiminde etkileri tartışılamaz.

Atalarımız genç nesle boşuna “delikanlı” dememişler. Bunun anlamı açıktır. Kabına sığmayan, devamlı maddi ve manevi hareket ve arayış içindeki kişi demektir. Duygusal tarafı ağır basan kimse demektir.

Gençlik geleneksel olarak kurulu düzene karşı çıkar. Bunu en çarpıcı şekilde yorumlayanlardan biri Fabian Sosyalistlerinden George Bernard Shaw’dır. Ne demişti?

“Yirmi yaşına geldiği halde komünist olmayan eşektir. Kırk yaşına geldiği halde hala komünist olan ise eşek …. eşektir.”

Arif olan mesajı anlar.

**

ŞÖHRETİNİ KAYBEDEN BAZILARI

*

Siyaset- sanat- spor velhasıl hangi alanda olursa olsun, bunların büyük kesimi bir süre sonra ününü kaybeder. Yaşlanmaktan tutun, kendini yenileyememe kadar değişik nedenler ortaya çıkar; bunları doğal karşılamak gerekir.

*

Konuyu daha iyi anlamak için çok yıllar önce beni etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Charlie Chaplin (Şarlo) çok yönlü bir dahi sanatçıydı, kitaplar da yazmıştı. “Sahne Işıkları” adındaki kitabında şöhretli bir aktörün jübilesi yapılıyordu. Aktörlük gücünü ve ününü çoktan kaybetmiş olan o kişi halen kendi hayal aleminde yaşıyor ve gerçeklerle yüzleşmek istemiyordu. Ona hazırlanan jübilede seyirci sıralarına bir seyirci bir özel tutulmuş alkışçı yerleştirildi. O ne yaparsa işareti alan alkışçılar görevlerini yapıyorlardı. Bunlardan habersiz yaşlı sanatçı da zevkten payını alıyordu. Bu konu bana çok dokunmuştu. Olayın detayında yanılabilirim ama, ne demek istediğimi anlattım sanırım.

*

Şimdi ülkemizde değişik alanlarda özelikle ses, tiyatro ve sinema alanında şöhreti tükenmiş ve halk tabiriyle pili bitmişler, bir türlü bu durumu içlerine sindiremiyorlar.

Bunun ruhlarında meydana getirdiği bazı baskılarla, akıl dışı işler yapıp, eski şöhretlerini de bitiriyorlar. Gündemde kalmak, “Ben de varım” demek, doğanın ve sosyal gelişmelerin farkına varmamak, kişiliklerini gerçekten zedeliyor. Ben kendi adıma bunu çok kolay gözlemliyorum. Tıptaki adını ve tanımını bilemem. Yakınlarının bunları uyarması ve mümkünse tıbbi yardım almaları uygun olur diye düşünüyorum.

YORUM YAZ
BU YAZI HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Bu yorumlardan sorumlu değildir.
YORUM YAZ - GENÇLERİ  KAVRAMA  ZORLUĞU
Atilla Sezener - Diğer Yazıları
Bütün Atilla Sezener Yazıları